Emiönü-Gülhane-Sultanahmet Gezisi - Uğur Kartal

Emiönü-Gülhane-Sultanahmet Gezisi

Eminönü’ne Anadolu yakasından Üsküdar ve Kadıköy’den kalkan vapurlar ile gidilebilir. Avrupa yakasından ise birçok otobüs hattı ve tramvay ile ulaşılabilmektedir. Eminönü’ne ulaştığımızda ilk olarak Galata Kulesi’nin eşsiz manzarasını izledik.

DSC_0007

 

 

 

 

 

Eğer karnınız aç olarak geldiyseniz buranın yıllardır eskimeyen balık ekmeğinden yiyebilirsiniz.

DSC_0002

 

 

 

 

 

Bir süre Galata Köprüsü’nü de izledikten sonra alt geçitten karşıya geçtik. Alt geçit oyuncakçıdan, gözlükçüye, çantacıdan takıcıya kadar birçok dükkanın bulunduğu, girişinde ve çıkışında seyyar satıcıların bulunduğu çok kalabalık bir geçit.

DSC_0016

 

 

 

 

 

Karşıya geçince tarihi Mısır Çarşısı’na girdik. Mısır çarşısı dünyaca ünlü lokumlarımızın, baharatlarımızın, çinilerimizin satıldığı İstanbul’un en eski kapalı çarşılarından biridir. Hafta sonları kelimenin tam anlamıyla burada adım atacak yer olmuyor.

DSC_0021 DSC_0026

 

 

 

 

 

DSC_0028 DSC_0033

 

 

 

 

 


DSC_0031DSC_0041

 

 

 

 

 

Mısır Çarşısı’ndan çıktıktan sonra Yeni Cami’ye girdik. 1597 yılında Sultan III. Murat’ın eşi Safiye Sultan’ın emriyle temeli atılan ve ancak 66 yıl sonra 1663’te IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan’ın büyük çabalarıyla ibadete açılmıştır. İçi çok büyük olan bu camide turistler için ayrılmış bir bölüm bulunuyor. Bu bölümün daha ilerisine yalnızca namaz kılmak için geçilebiliyor.


DSC_0055 DSC_0056

 

 

 

 

 

DSC_0020

 

 

 

 

 

Camiden çıktıktan sonra Türkiye İş Bankası müzesi karşıladı bizi. Müze 1890 yılında postahane binası olarak yaptırılan tarihi binada yer almaktadır.

DSC_0065

 

 

 

 

 

 

Biraz daha ilerleyince Ali Muhiddin Hacı Bekir şekercisini gördük. 1777 yılında kurulan bu şekerci Türkiye’nin hâlâ faaliyetini sürdüren en eski özel kuruluşudur. Gelmişken fıstıklı lokum almadan edemezdik elbette 🙂

DSC_0067

 

 

 

 

 

 

Lokumlarımızı yiyerek Sarayburnu’na doğru yürüyüp Gülhane Parkı’na ulaştık. Parka girince çeşme karşıladı bizi.

DSC_0087

 

 

 

 

 

 

Sol taraftan yukarı doğru yürüdük. Biraz ileride Setüstü çay bahçesi bulunuyor. Burada oturup çay içmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Bakır demlikte getirdikleri çayın tadına doyum olmuyor.

IMG-20150406-WA0001

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çayınızı yudumlarken denizin eşsiz manzarasını izleyebiliyorsunuz.

DSC_0109DSC_0097

 

 

 

 

 

Çayımızı içtikten sonra parkta gezmeye devam ederken Gotlar Sütununu görüyorsunuz. Bu sütun Roma devrinden günümüze hiç değişikliğe uğramadan gelen en eski abidedir.

DSC_0120

 

 

 

 

 

 

İstanbul’un Nisan ayındaki lale festivali nedeniyle her yer rengarenk ve lale doluydu.

DSC_0156 DSC_0205

 

 

 

 

DSC_0212

 

 

 

 

 

 

Parkın içindeki Has Ahırlar binasında İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi bulunmaktadır. Müze 25 Mayıs 2008 tarihinde hizmete girmiştir. Müzenin bir benzeri Frankfurt Üniversitesi Arap-İslam Bilimler Tarihi Enstitüsü’nde bulunmaktadır.

DSC_0177

 

 

 

 

 

 

Parkın tramvay tarafındaki kapısından çıkarken sağ tarafta Alay Köşkü bulunuyor. Bu köşk II. Mahmud tarafından Topkapı’nın dış suru üzerine, padişahların geçit yapan alayları seyretmesi için yaptırılmıştır. 12 Kasım 2011 tarihinden itibaren Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

DSC_0222 DSC_0225

 

 

 

 

 

 

Kapıdan çıkıp yokuş yukarı doğru yürüdüğünüzde sağ tarafınızda Yerebatan Sarnıcı’nın çıkışını görüyorsunuz.

DSC_0243

 

 

 

 

 

 

Bizans imparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılan bu sarnıç 9,800 m2 alanı kaplamakta ve yaklaşık 100,000 ton su depolama kapasitesine sahiptir. Biraz ileride sağ tarafta girişi bulunuyor ama önünde çok sıra olduğu için içeriye girmedik.

DSC_0245

 

 

 

 

 

 

Karşısında ise Ayasofya bulunuyor. Ayasofya  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından patrik katedrali olarak yaptırılmış olup 1453’de Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1934’den beri müze olarak kullanılsa da namaz vakitlerinde ezan okunmaktadır.

DSC_0253

 

 

 

 

 

 

Artık karnımız acıkmıştı. Buraya gelmişken yemeği Tarihi Sultanahmet Köftecisi’nde yemeye karar verdik. Bu köfteci 1920 yılında açılmış. 1976 yılından itibaren mevcut ismini kullanmaya başlamıştır. Türkiye’de adı en çok taklit edilen markalardan biridir. Burada yemek yiyebilmek için kapıda kısa bir süre sıra beklemeniz gerekebiliyor. Kredi kartının geçmediği bu mekanın klasik menüsü Baharatsız köfte, piyaz ve irmik helvasıdır.

DSC_0271

 

 

 

 

 

 

Yemekten sonra Sultanahmet Parkı’na geçtik. Parkın ortasında Alman Çeşmesi bulunmaktadır. Çeşme Alman İmparatoru II. Wilhelm’in  II. Abdülhamid’e hediyesidir. Almanya’da yapılarak 1901’de İstanbul’daki yerine monte edilmiştir.

DSC_0281

 

 

 

 

 

Çeşmenin ilerisinde Theodosius Dikilitaşı bulunmaktadır. Antik Mısır dikilitaşıdır. MS 390 yılında Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Mısır’dan getirtilmiştir.

DSC_0321

 

 

 

 

 

 

Bunun hemen önünde ise Yılanlı Sütun ve Örme Dikilitaş bulunur. Yılanlı Sütun İstanbul’a İmparator Konstantin tarafından 324 yılında getirtilmiştir. Örme Dikilitaş ise VII. Konstantin tarafından yaptırılmıştır.

DSC_0329

 

 

 

 

 

 

Çeşmenin karşısındaki kapıdan Sultan Ahmet Camii’ne girdik. Bu cami 1609-1616 yılları arasında I. Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Ülkemizdeki altı minareli ilk camidir.

DSC_0258 DSC_0313

 

 

 

 

 

 

Dönüş için Çemberlitaş tramvay durağına doğru yola koyulduk. Yol üzerinde Peykhane Caddesi ile Klodfarer Caddelerinin kesiştiği yerde Fuad Paşa Camii bulunuyor. Burası Sadrazam Keçeci Fuad Paşa tarafından 19. yy’da yaptırılmış küçük bir camidir.

DSC_0338 DSC_0341

 

 

 

 

 

 

Denize inen sokaklardan geçerek durağa ulaştık.

DSC_0344

 

 

 

 

 

 

Son olarak durağın arkasındaki 1496 yılında yapılmış olan Atik Ali Camii’ni de fotoğraflayarak gezimizi sonlandırdık.

DSC_0346

 

 

 

 

 

Paylaş
antalya escort konya escort konya escort kayseri escort escort gaziantep escort eskisehir escort izmit escort izmir adana escort kaliteli porno